Günümüzde (ve Fromm'un yazdığı dönemde) insanlar aşkı, kendilerine dışarıdan gelecek bir "şans" eseri, bulunması gereken bir nesne gibi algılarlar. Fromm'a göre ise sorun, "sevilecek doğru kişiyi bulmak"ta değil, "sevmeyi bilmek"tedir. Fromm, aşkı bir yetenek olarak ele alır ve bu yeteneğin, resim yapmak veya marangozluk gibi bir ustalık gerektirdiğini savunur.
Fromm, popüler inancın aksine sevginin "başımıza gelen bir şey" olmadığını, "seçtiğimiz bir eylem" olduğunu savunur. Sevgi pasif bir duygu değil, aktif bir güçtür. Sevginin dört temel öğesi şunlardır: erich fromm sevme sanati
Fromm distinguishes between different types of love based on developmental stages. Gerçek sevgi; özen, sorumluluk, saygı ve bilgi üzerine
Gerçek sevgi; özen, sorumluluk, saygı ve bilgi üzerine inşa edilir. neither is free.
Sevmenin dört temel unsuru vardır: Düşünme, Bakım, Saygı ve Bilme. Düşünme, sevginin temelidir. Sevgi, bir karar verme ve taahhüt etme işidir. Bakım, sevginin bir diğer önemli unsurudur. Sevgi, bir başkasının ihtiyaçlarına karşılık verme ve onun için bir şeyler yapma anlamına gelir. Saygı, sevginin üçüncü unsurudur. Sevgi, bir başkasını olduğu gibi kabul etme ve onun farklılıklarına saygı gösterme demektir. Bilme, sevginin son unsurudur. Sevgi, bir başkasını tanıma ve anlama anlamına gelir.
Most people rush into relationships because they cannot bear solitude. They cling, they fuse, they dissolve their identity into another. Fromm calls this “symbiotic union”—essentially a form of psychological parasitism. One person becomes the dominant (the sadist), the other the submissive (the masochist). Both believe they are close; in truth, neither is free.
Kişiyi olduğu gibi görme ve özgün gelişimine izin verme.